Ferrari, sezonun ilk üç yarışının ardından pilotlar şampiyonasında Charles Leclerc ile üçüncü, takımlar şampiyonasında ise ikinci sırada yer alıyor.
Ancak bu tablo, pistteki gerçek güç dengesini tam olarak yansıtmıyor. Suzuka’daki veriler, Ferrari’nin artık ikinci en hızlı takım olmadığını gösterdi. McLaren, sezon başından bu yana araca yeni bir parça getirmemesine rağmen daha rekabetçi bir pakete sahip.
Oscar Piastri’nin Leclerc’in önünde ikinci olması ve Lando Norris’in de Lewis Hamilton’ı geride bırakması, McLaren’ın Ferrari’yi geçtiğini net şekilde ortaya koydu. Yarış temposu verileri de bunu destekliyor: McLaren, Mercedes’ten tur başına 0.240 saniye yavaş kalırken Ferrari’nin farkı 0.320 saniyeye çıktı
Ferrari cephesinde en çok konuşulan konu ise güç eksikliği. Hem Leclerc hem de Hamilton, aracın yeterince güçlü olmadığını dile getirdi. Ferrari motorunun, Mercedes’e göre yaklaşık 25 beygir daha zayıf olduğu belirtiliyor.
Lewis Hamilton, Ferrari
Foto di: Lars Baron / LAT Images via Getty Images
Ancak sorun sadece motor değil. Asıl kritik fark, enerjinin nasıl kullanıldığı ve bataryanın nasıl şarj edildiği. Günümüz Formula 1 araçlarında performansın önemli bir kısmı, elektrik enerjisinin ne zaman ve nasıl kullanıldığına bağlı.
Ferrari’de bu süreci yöneten özel bir ekip bulunuyor. Yaklaşık 10 kişilik bu grup, yarış hafta sonlarında birlikte çalışıyor ve araçtan gelen verileri analiz ederek en doğru enerji toplama ve kullanma stratejilerini belirlemeye çalışıyor.
Bu sistem, atılan turlardan elde edilen verileri işleyerek mühendislere “şu noktada enerji geri kazan, burada kullan” şeklinde öneriler sunuyor. Ardından mühendisler de pilotlara yarış içinde farklı ayarları kullanmaları için talimat veriyor.
Her takımın bu konuda kendi geliştirdiği bir algoritma var. Ancak Ferrari’nin bu alanda Mercedes kadar ileri seviyede olmadığı düşünülüyor. Çünkü Mercedes, hem Formula E’den hem de yol araçlarından elde ettiği deneyimle çok daha gelişmiş enerji yönetim sistemlerine sahip.
Ferrari ise bu karmaşık yapıyı hâlâ geliştirme sürecinde. Bu da özellikle yarışın bazı bölümlerinde performansın dalgalanmasına neden oluyor. Suzuka’daki istikrarsız performansın arkasında da bu durumun olduğu düşünülüyor.
Lewis Hamilton’ın Miami için yeni bir motor istemesi aslında doğrudan bir değişimi işaret etmiyor. Mevcut kurallar gereği sezon içinde motoru tamamen değiştirmek kolay değil. Ancak bu açıklama, Ferrari’nin yeni bir enerji yönetim yazılımı üzerinde çalıştığına işaret ediyor.
Miami Grand Prix’sinde bu yeni yazılımın devreye girmesi bekleniyor. Amaç, mevcut güç ünitesinden maksimum verimi almak ve özellikle enerji kullanımını daha verimli hale getirmek.
Ferrari’nin çözmesi gereken tek konu bu da değil. SF-26’nın aerodinamik açıdan da gelişmesi gerekiyor. İtalyan ekip, daha verimli bir aero yapı üzerinde çalışıyor ve Miami’ye kapsamlı bir güncelleme paketi getirmeyi planlıyor.
Charles Leclerc, Ferrari
Foto di: Mario Renzi / Formula 1 via Getty Images
Bu paketin sadece küçük dokunuşlardan ibaret olmayacağı, aracın karakterini ciddi şekilde değiştirebileceği belirtiliyor.
Ferrari’nin hedefi net: Miami’de adeta “yenilenmiş” bir araçla piste çıkmak. Loic Serra liderliğinde geliştirilen bu pakette, şasi, aerodinami ve enerji yönetimi gibi tüm alanlarda ilerleme sağlanması gerekiyor.
Ancak burada kritik bir gerçek var: Ferrari gelişirken rakipleri de boş durmuyor. Formula 1’de verilen bir aylık ara, tüm takımların büyük güncellemeler hazırladığı bir dönem olacak.
Bu yüzden Ferrari’nin sadece gelişmesi yetmez, rakiplerinden daha hızlı gelişmesi gerekiyor. Aksi halde mevcut fark kapanmak yerine daha da açılabilir.
f1tahmin.com'da ne görmek istersiniz?
-